18 Mayıs 2012 Cuma
YAŞASIN VATAN, YAŞASIN TÜRK MİLLETİ
ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN? TAM VAKTİDİR TÜRKİYE.
DEVLET CİHAN KAVGASIDIR, KAZANACAĞIZ.
BİZ SİYASETİ VATAN AŞKI BİLİRİZ.
KAÇARAK ÖZGÜR OLUNMAZ.
HER ZAMAN, HER YERDE HAK VE EŞİTLİK.
AÇLIĞI VE UMUTSUZLUĞU ORTADAN KALDIRACAĞIZ.
YOLSUZLUK, KARGAŞANIN VE SUÇLARIN ANASIDIR.
HÜR OLMAK DEMEK SEÇMEK VE DENETLEMEKTİR.
YALAN SÖYLEYEN, DEVLET YÖNETEMEZ.
BİZ NE ALDANIR NE ALDATIRIZ.
KAPİTALİZM İNSANLARI KOYUN YAPAR.
ÖNCE HAYSİYET, SONRA BAĞIMSIZLIK KAYBEDİLİR.
HALKA VE TÜRK GENÇLİĞİNE GÜVENİMİZ TAMDIR.
BASKICI, ŞANTAJCI, İNKARCI ZİHNİYETİN SONUNU GETİRECEĞİZ.
HEPAR, HALK ATEŞİDİR.
DAĞLARA KARTALLAR HÜKMEDER.
YURTSEVERLER GÖREV BAŞINA.
AÇLIĞI VE UMUTSUZLUĞU YOK EDECEĞİZ.
HALKÇIYIZ, MİLLİYETÇİYİZ, SOSYAL ADALETÇİYİZ.

Siyasette İnsan Kaynakları ve Son Kullanma Tarihi

13 Şubat 2012, 17:37
Bu makale 985 kez okundu
Siyasette İnsan Kaynakları ve Son Kullanma Tarihi
Celal Çalış
Biz insanı doğanın en değerli ve üretken varlığı olarak öğrendik, halen de böyle kabul ederiz. İnsan ve emek ayrılmaz iki parçadır uygarlık denen süreçte. Ancak, kapitalizmin evrensel boyuta ulaşıp adının küreselleşme konduğu günümüzde, özellikle 90’lı yıllardan sonra emek klavyeye ve tuşlara indirgendi. Gerçek emekçiler; işçiler, memurlar, köylüler yok edildi. Son İş Kanunu ile işçi alınır, satılır, ödünç verilir oldu; Kamu Yönetimi Reformu Kanunu gündeme geldikten sonra çıkartılan yasalarla, kamu hizmetleri piyasaya devredildi ve arta kalan bir avuç memur da hükümet memuruna çevrildi. Köylüler Dünya Bankası ödemelerine mahkum, kota ve İsrail tohumu arasında sıkışıp, çareyi kentlerin varoşlarına kapağı atmakta buldu.
İnsanın insani açıdan değerini oluşturan bedensel ve düşünsel emeği bu hale dönüştürülünce, toplumsal yaşamın vazgeçilmez unsurlarından olan yönetim anlayışları da başkalaştı. Eskiden personel yönetimi denilen sürecin adı “insan kaynakları”na çevrildi, her şeyimizi aldığımız Amerikan İngilizcesinden aynen tercüme ile. Öyle ya, toplumun temellerini oradan aldıklarımızla değiştirdik, çatıyı da aynı şekilde kuralım dediler. Doğanın en değerli varlığı ve bu varlığın en değerli, en insani yanı bir mal gibi görülüp kaynak haline getirilirken, kendilerini emek savunucusu zannedenlerden çıt çıkmadı. Kendini milliyetçi muhafazakar sayanlar ise bu değişimlerin en önde gelen savunucuları oldular; kurumsal yapılanmalarındaki tüm personel sözcüklerini “inan kaynakları” olarak değiştirdiler.
İnsan ve emeği küresel kapitalizmin malı haline dönüşür de, siyaset bundan nasibini almaz mı? Siyasetçiler insan kaynağı olmaz mı? Küresel projelere sırtını yaslayıp, gökten zembille iner gibi siyasetçi olanlar, kendini o ülkede parti başkanı, yöneticisi sayanlar açısından siyasi insan kaynağı, kendinden alttakiler olarak görülür. Oysa, aslında o ülkede siyaseti oluşturanlar, güdenler, yönetenler, yani sömürgeci küresel güçler açısından siyasi insan kaynağı, işte o partilerdekilerin en tepeden en alta kadar tamamıdır.
İnsan kaynak oldu, siyaset de bundan nasibini aldı anladık da, bu işin son kullanma tarihi ile ne ilgisi var? Olmaz mı hiç!
Kapitalist üretim sürecinde kuraldır; tüketimi kalmayan mal kullanımdan kaldırılır, sürekli yenisini tükettirmek için bazı mallara ve her halükarda canlı ve gıda içerikli mallara son kullanma tarihi konur ve eğer tüketim süresi uzun olsun isteniyorsa o malın ömrü kimyasal destekle uzatılır, varsın kullananların ömrü kısalsın... Sonuçta miatlı her malın, en az görünen bir yerinde mutlaka “son kullanma tarihi” yazılıdır.
Küresel kapitalizmin siyasi insan kaynakları da böyledir. Miatlı, altında “son kullanma tarihi” bulunan siyasi insan kaynakları nasıl olur derseniz; abd icazetli, küresel projelerin eş başkanı ve uygulayıcısı, kasetzade koltukçular; Dünya Bankası sosyal proje memuru, tüzükçü milliyetçi bugünlerde geçerli olanlara örnekler. Bir zamanlar da şapkalı muhafazakar, kadayıfçı Müslüman, abd pasaportlu liberaller vardı malum. Gücünü, halktan değil de kökü dışarıda projelerden, bu projeleri uygulamadaki başarılarından alıp, kendi halkından oy almayı becerebilenler, ama kendi halkına, milletine eza, cefa ve yoksulluktan başka bir şey vermeyenler hep “son kullanma tarihli” siyasi insan kaynaklarıdır ve kullanım süreleri dolunca raflardan inerler.
Bu günlerde, ortalıkta boy gösteren malum siyasi insan kaynaklarında bir hareket, bir telaş var, sanki raftan indirilecek de sıkışmış rafa tutunmaya çalışıyormuş gibiler. Altlarını kaldırıp da son kullanma tarihlerine bir bakıverseler iyi ederler. Malum, Devlet içinde raftan indirilmeyen insan kaynağı kalmadı, kendilerinden başka...
Celal ÇALIŞ

ANKET Sonuçlar Tümü

?YENİ ANAYASA NELER GETİRİR?

SEN DE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak ister misiniz?

Rss